Türkiye’de sinema alanında o kadar iyi işler çıkıyor ki artık, Türkiye’deki sinemalarda izleyicilerin %80 gibi bir çoğunluğunun Türk filmlerini tercih ediyor olmaları bunun göstergesi.
Issız Adam Türk seyircisinin beğenerek izlediği bir yönetmenin filmi. Çağan Irmak, son dönem Türk Sinemasının etkili bir yönetmeni.
Issız Adam filmine gittiğinizde karşınızda bir aşk filmi bekliyorsunuz. Buluyorsunuz da. Alper, çocukluğundan itibaren aile hayatından kaçmış, İstanbul’a gidip kendine özel bir hayat tarzı kurmuş, iş hayatında başarı sağlamış ama bunu özel hayatında istikrara dönüştürememiş bir adamın hikayesi olarak başlıyor. Ada filme dahil olduktan sonra yalnızlığa ait olan adam, hiç
hesaplamadığı bir şekilde birlikteliğe doğru gidiyor. Filmdeki aşk hikayesinin dozu size farkettirmeden artıyor ve öyle bir yerde tansiyon fırlıyor ki, artık içinizdeki huzursuzluk artıyor. Film sizi o sarsıcı sona doğru götürüyor.
Filmin içinde herkesin geçmişinden bir şeyler buluyor olması mı etkilidir, yoksa Türk filmlerinde hep alıştığımız mutlu sonu bulamamak mı, ışıklar yandığında herkes gerçekten sarsılmış oluyor.
Filmde hafızlara kazınan evler ve dükkanlar var. İstiklal Caddesi’nin tüm ihtişamı da görsel olarak filmde yerini alıyor. Net bir görüntü eşliğinde İstiklal Caddesi, Bağdat Caddesi erkekleri, Thomas Hardy, 2. el kitapçılar, İhsan Oktay Anar, 70’li yılların şarkıları, plaklar da yerini alıyor. Tüm bunlar filme canlılık katan öğeler.
Filmin ana konusu yalnız yaşamayı seçen erkeklere dair ama kanında virüs olduğunu söyleyen bu erkeğin de ailesi var, annesi var. Oğlunun yanına gelen annenin dramı da filmi etkileyen öğelerden biri. Oğlunu çok iyi tanıdığını düşünen anne, belki de hayatının hatasını, giderken Ada’ya tavsiyelerde bulunurken yapıyordu.
“Karda uyuduğunu sanıyorsun ama öldüğünün farkında değilsin", “Onu gucendirme, sakın bırakma, ömrü hayatında Ada sana Allah’ın verdiği en büyük hediyedir” “Sen dizime yattın, ben bir hikaye anlattım ve sen büyüdün..." “Yağmurlu bir günde elimde çayla pencere kenarına oturup üç-beş sayfa kitap okuyamadığımı fark ettim" “Biriniz de farklı bir şey söyleyin be” cümleleri akılda kalan repliklerdi.
Ada’nın anneyi ziyareti ve o sessizlik ortamında seyirciye verilenler de etkileyici idi. Aynen sarma/muftak sahnesinde olduğu gibi veya Alper’ın ufacık tokayı yerde gördüğü anda sarsılması gibi. Bunlar mutlaka etkileyici sahnelerdi.
Sonuç olarak, 70'li yılların artık unutulmuş olan şarkıları, bu film sayesinde gençlerin favorileri arasına girmiş durumda. Şarkı sözlerinin filmin senaryo aşamasındaki etkisi gerçekten ilginç bir merak konusu. İzleyiciyi avucunun içine alan yönetmenin, bunu biraz da o yıllar öncesinin şarkılarına borçlu olduğu kesin.
İzleyin, kasılmadan nostaljik şarkılarla ıssız bir adaya siz de yolculuk yapın.
Teşekkürler Yücel :)
20 12 2008
Etiketler: Film
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

1 yorum:
Bu filmi bende izlemek istiyorum ilk fırsatta.Ne güzel anlatmışsın sende.Daha da bir isteğim perçinlendi.sevgiler.
Yorum Gönder